25
Mart

Stephen King – Duma Adası

Yazan: HeSanaL  |  Kategori: Edebiyat  |  Okunma: 3.863 defa

duma-adasi

Her son yeni başlangıçtır şeklinde feci klişeleşmiş sözleri hepimiz biliriz. Bitişlerin kötü olmadığını yeni başlangıçlara bir hazırlık aşaması olduğu ile ilgili sıradanlaşmış ve boş hikayeleri çok dinlemişsinizdir.  Edgar Freemantle‘yi de böyle bir hiakeye çok rahat baş karakter haline getirebiliriz. Stephen King bunu yaptığını düşünürsek bize sadece okumak kalıyor.

Korkunç sayılabilecek ( direk korkunç demek lazım ) bir kaza sonucu sakat kalan Edgar Freemantle için hayat bir nevi bitmiştir. En azından kendisine öyle gelmektedir. Kaybettiği uzuvları bir yana yaşadığı psikolojik baskı işleri daha kötü hale getirmektedir. Masallarda her şey kötüye giderken bir anda bambaşka bir olay ile iş değişir ya Edgar Freemantle için de aynısı oluyor. Eski zengin mütahit artık bambaşka bir yer olan Florida‘nın az bilinen Duma Adasında 2. hayatı olan ressam hayatına kucak açmıştır. Duma Adasında farklı bir göz ile dünyaya görmeye bir insan böyle başlar ve Stephen King hayatın farklı bir yüzünü daha karşımıza çıkarır.

İnsan rastlantılara tesadüf olarak mı görmeli yoksa kader olarak mı görmeli Edgar Freemantle için farketmiyordu. Duma Adasın onun Büyük Pembe adını verdiği bir mabed misali bir evi olmuştu. Ne kadar kalacağı ne yapacağı da bilmiyordu. Kötü bir kazadan kıl payı kurtulması bir yana kazadan kendisine kalanlar ile yaşamak onun için bir nimet mi yoksa bir eziyet mi onu düşünmekteydi. Belki de ilk geldiği gün anlamıştı farklı bir hayatadaha doğrusu 2. hayatına yol almaya başlamıştı.

Edgar Freemantle eski hayatında başarılı bir mütahit olabilirdi. Nitekim insan başarılı olduğunu konudan uzaklaşında kendisini ne derece çaresiz görürse o da kendisini öyle görüyordu. İşte böyle bir zaman da imdadına canı sıkıldığı zaman karaladığı kalem çizimleri gelmişti. Dedim ya kader mi yoksa tesadüf mü kimse bilemez. Duma Adasının da gücü olabilir. O seçmemişti burayı kendiliğinden gelişmişti. Tek eli ile bu mistik yer de yepyeni bir olmaya başlamıştı. Geçmişin geride kaldığı yepyeni bir hayata adımlarını atıyordu.

Jerome Wireman dediğimiz zaman eskiden olsa sıradan bir avukat gelirdi. Her avukat gibi herkes gibi diyebiliriz. Edgar ilk tanıştığı zaman Wireman’ı belki öyle görmüştü. Zaman geçtikçe görmeye başlıyordu. Wireman da kendisi hayatın piyangosu ile buraya gelmişti. Duma Adası bir şekil de onu çekmişti.

Hayatta mucizilere yer yok diyenler Edgar Freemantle‘yi görseler herhange şaka derlerdi. İstemeden de olsa yepyeni bir dünya ile bambaşka bir gücü eline almıştı. Edgar Freemantle yeni arkadaşı  Jerome Wireman macerası da böyle başlamıştı. Kalem kılıçtan keskin dile kolay gibi gelse de kalem kullanmayı bilen için nasıl bir silah olduğunu ancak Duma Adasını okuyan anlayabilir

 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın