11
Ağustos

Gerçekçi Kahraman Hancock

Yazan: HeSanaL  |  Kategori: Beyaz Perde  |  Okunma: 2.754 defa

Will Smith uzun süredir perdeye getirmek istediği süper kahraman hikayesi olan Hancock’u bu yıl bizimle buluşturabildi. Yapı olarak Superman, Batman ve Spider-Man’in tersi olan Hancock daha insancıl duygulara sahip ve insani özellikleri daha çok barındırıyor.

Hancock, yapısal olarak insanları umursamayan süper güçlere sahip olan kahramanımız halka ilişkiler uzmanı olan Ray ( Jason Bateman ) ile tanışması ve akabinde kendisi geliştirmeyi ve insanlara karşı empati yeteneğini kullanarak nasıl iyi bir süper kahraman olacağını öğrenmeye çalışmasını konu alıyor. Ray’in eşi olan Mary ( Charlize Theron ) ve oğlu Aaron’un da olaya dâhil olması ile olaylar daha sürpriz bir boyut kazanıyor.

Hancock, bildiğimiz süper kahramanların aksine tam bir sokak serserisi tarzından bir yaşama sahip. Alkolik, umursamaz ve pasaklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kötüleri yakalamasına rağmen çevreye verdiği zararlar ile tüm halkın tepkisini çekiyor. Aslında Hancock bu yapısı ile diğer süper kahramanlara nazaran insan doğasına ne kadar sahip olduğunu ortaya koyuyor. İnsanlar tarafından hoş görülmese bile bir Superman gibi klişelere sahip robot tarzı bir süper kahramanlıktan sıyrılıyor.

Ray, dünyayı bir yardım kampanyası ile değiştirmeye niyetli halka ilişkiler uzmanı olmasına rağmen Ütopyasını büyük patronların anlamaması ile işleri pek yolunda gitmeyen birisi. Bir gün iş çıkışı arabası ile tren geçidinden geçerken trafik sıkışıklığı yüzünden tam tren çarpacakken Hancock’un yardımı ile kurtuluyor. Böylece Halka İlişkiler Uzmanı Ray ile antipatik süper kahraman Hancock tanışmış oluyor.

Hancock, Ray’in ısrarlı çabası ile bir nebze değişmeye başlıyor. Hatta klasik süper kahraman üniforması bile giymesi göze alıyor. Halkın karşısında imajını düzeltmeye başlıyor. Filmin böyle gideceğini düşünürken Ray’in eşi Mary’nin de hancock gibi süper kahraman olması ve onun partneri daha doğrusu eş olarak yaratıldıklarını Ray ve Hancock’un öğrenmesi ile işler tam anlamı ile karışıyor. Film burada birçok klişi alt ederek esas kızı filmin kahramanı Hancock’un değil de Ray ile kalması ile de farklılığını ortaya koyuyor.

Hancock ve Mary’nin hikâyesi ise eş olarak yaratılmalarına rağmen birlikte olduklarında birbirlerini ölümlü hale getirmeleri ve birbirleriyle uzak kaldıklarında ile süper güçlere sahip birer ölümsüz olmaları üzerine gelişiyor. Mary, Hancock’un aksine Ray ile mutlu bir aile hayatı yaşamayı süper kahramanlığa tercih ediyor. Bir şehre iki süper kahraman fazla olayıda desek farklı olmaz.

Hancock’un hikâyesi biraz bahsedersek böyle önümüze çıkıyor. Hikâyeye bakınca bir Superman veya Batman gibi çizgi romanlara, çizgi filmlere ve sinema serilere bile yol açabilecek bir konusu varmış gibime geliyor. Gerekli olan tek şey usta ellerde hikâyenin daha ince ele alınması.

Filmin normal bir aksiyon filmi gibi dursa da konusunun ilginçliği ve içinde barındırdığı farklı bir süper kahraman literatürü ile kendisini seyrettirmeyi başarıyor. Her zaman Süperman vari süper kahraman hikâyelerinden sıkılan benim gibi fantastik film severler için çok iyi alternatif olarak duruyor.

 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın